İtalya'da Pisa Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırmaya göre C vitamini, yüksek tansiyon hastalarında aşırı hızlı çalışan sinir sistemini yavaşlatarak, tansiyonu düşürüyor.
Uzmanlar, yüksek tansiyon hastalığına sahip olan 12 gönüllüye yaklaşık 3 gram C vitamini enjekte etti. 20 dakika sonra yapılan ölçümlerde hastaların kan basıncının ortalama yüzde 11 oranında düştüğü gözlemlendi. C vitamini limon, portakal ve greyfurt gibi meyvelerde bolca bulunuyor.
"Multipl Skleroz (MS) genç erişkinlerde en sık karşılaşılan nörolojik hastalıklardan biridir.
ENFarklı zamanlarda beyin ya da omur iliğin farklı alanlarını etkileyen, en az iki bölgede belirti veren, klinikte genellikle genç erişkinleri etkileyen bir hastalıktır. MS çok değişik semptomlarla belirti verebilen fakat genellikle tekrarlayan ve ilerleyişi tahmin edilemeyen bir hastalıktır.
" Multiple" denmesinin nedeni beyin ve omur iliğin bir çok farklı alanının etkilenmesidir. Belirtiler hafif yada ağır olabilir. "Skleroz" denmesinin nedeni hastalığın beyin ve omur ilikte hasarlı alanlarda sklerozan plaklar yani sertleşmiş dokular oluşturmasıdır.
MS cinsiyet yönünden incelendiğinde kadınlarda daha fazla görüldüğü bilinmektedir. Bu oran kadınlarda erkeklere göre yaklaşık 2 kat daha fazla olmakla birlikte tiplerine göre farklılık gösterebildiği de bilinmektedir.
MS'in görülme yaşı ortalama 30'dur. Hastalığın ilk belirtileri sıklıkla 20-40 yaşları arasında görülmektedir. Daha erken ya da daha geç ortaya çıkabildiği durumlarda vardır.15 yaş öncesi ve 50 yaş sonrası görülme olasılığı düşüktür. Genç erişkinler MS'e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında…
MS'in ayrıntılı ilerleyişi ise oldukça değişken olabilir ve hastalığın seyri genellikle tahmin edilemeyebilir. MS'in klinik olarak tanımlanmış farklı tipleride bulunmaktadır.
MS'in ilerleyişini etkilediği bilinen birçok klinik ve demografik faktör olduğu görülmektedir. Bunlar: Hastanın yaşı, hastadaki etkilenen bölgeler ve ortaya çıkan semptomlar, hastalığın başlangıç yıllarında sık atak görülmesi, İlk iki atak arasındaki sürenin az olması, iyileşmenin tamamlanmamış olmasıdır.
MS problemleri merkezi sinir sisteminin farklı alanlarını etkileyebildiği için belirti ve işaretler her hastada farklı şekillerde ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle fizyoterapi tedavileride fizyoterapistler tarafından hastaya ve onun durumuna özel olmalıdır.
MS Belirtileri şunları içerebilir :
o Göz bozukluğu : Çift görme veya gözün irade dışı hareketi. o Konuşma Bozuklukları : Dilde peltekleşme gibi. o Felçler: Vücudun herhangi bir bölgesinin kısmen veya tamamen felç olması. o Halsizlik, Yorgunluk: Asiri halsizlik veya kendini alışılmamış biçimde yorgun hissetme. o Ellerde Titreme. o Koordinasyon Bozukluğu. o Mesane veya Kalın barsak kontrolünün kaybı. o Uyuşma veya karıncalanma hissi. o Sendelenme veya denge kaybı. o Ayakların belirgin şekilde sürüklenmesi şeklinde olabilir.
MS'te en sık karşılaşılan problemler başlangıçta yorgunluk ve yürüyüş bozukluklarıdır. Bu problemler kişilerin fonksiyonellik ve yaşam kalitesini en çok etkileyen durumlardır.
İlerleyen günlerdeki yazımızda bu hastalığa uygulanan tedavi yaklaşımlarından bahsedeceğiz.
ERCİYES Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Kürşat Ünlühızarcı, diyabet hastalığının görme ve uzuv kaybına, felce yol açabileceği uyarısında bulunarak, “Diyabet, ihmale gelmez” dedi.
Diyabetin kandaki şeker miktarının çok fazla olduğu kronik (uzun süreli seyreden) bir hastalık olduğunu belirten Doç.Dr. Kürşat Ünlühızarcı, enerji kaynağı olarak şekerin gerekli olsa da, fazlasının sorunlara neden olduğunu söyledi. Diyabeti olanlarda, insülinin olmaması ya da yetersiz olması nedeniyle şeker düzeyinde büyük bir artış olduğuna işaret eden Doç. Dr. Ünlühızarcı, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı:
“Diyabetin en sık görülen belirtileri, sık ve bol miktarda idrara çıkma, aşırı acıkma hissi, kilo kaybı, aşırı susama, yorgunluk, sık ve olağan olmayan enfeksiyonlar, bulanık görme, deride kuruma ve kaşıntıdır. Tüm dünyada diyabetlilerin sayısı giderek artmaktadır. Türkiye’deki diyabetli sayısı da 5 milyona yaklaşmaktadır. Dünyada 2000 yılında 171 milyon olan diyabetli sayısının 2030 yılından 366 milyon olması beklenmektedir. Hareketsiz yaşam tarzı, artan obezite (şişmanlık), sağlıklı olmayan beslenme alışkanlıkları diyabetin görülme sıklığını artırmaktadır. Diyabet, görme kaybına (körlük), böbrek sorunlarına (böbrek yetmezliği), duyusal, sinirsel sorunlar (ağrı, his kaybı ve yaralara), kalp,dolaşım sistemi sorunlarına, kalp krizine, felç ve ayak sorunları (kangren,uzuv kaybı) yol açabilir.”
KORUYUCU ÖNLEMLER
Doç. Dr. Kürşat Ünlühızarcı, diyabeti önlemek için kan şekeri, kan basıncı ve vücut ölçümleri, ayak muayenesi, idrarda protein varlığına yönelik test, kolesterol testi, göz muayenesi, diş kontrolleri ve EKG’nin (Kalp grafisi) düzenli olarak yapılması gerektiğini kaydetti. Doç. Dr. Ünlühızarcı, eğitim, sağlıklı beslenme planı, düzenli egzersiz, doğru ilaç tedavisi, düzenli sağlık kontrolü ve doktor kontrolü ile önlemlerle kontrol altına alınabileceğini de sözlerine ekledi.